|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
| |
|
|
| İletişim |
|
|
 |
| |
|
|
| |
|
|
| |
|
|
| |
SEVİNÇLERİMİZ |
|
EVLENENLERI VE ÇOCUKLARI OLANLARI TEBRIK EDERIZ. |
| |
ÜZÜNTÜLERİMİZ |
|
AMELİYAT OLANLARA ACİL ŞİFALAR; VEFAT EDENLERE ALLAHTAN RAHMET, YAKINLARINA SABIRLAR DİLERİZ. |
| |
ZIYARETÇI SAYISI |
25 Nisan 2006 Tarihinden itibaren sitemizi ziyaret eden
|
| |
|
| |
|
| |
|
|
| |
Perşembe, 06 Mart 2008 |
|
| |
Sosyal Güvenlik Reformu Yasa Tasarısı
Bu Hâliyle Kabul Edilemez! |
|
| |
5510 Sayılı Yasanın kimi maddelerinde Anayasa Mahkemesi'nin kararına istinaden değişiklik yapan mevcut taslakta yapılan değişiklikler çalışanlar arasında eşitsizliği daha da derinleştirmekte, sağlık hizmetlerinden yararlanmayı ve emeklilik şartlarını zorlaştırmaktadır.
Yasanın temel dayanağının sosyal güvenlik sistemindeki milyar YTL’lere varan finansman açıklarını kapatmak olduğu bilinmekle birlikte yapılan düzenlemelerde prim artışı gibi doğrudan finansman sağlayıcı tedbirler yerine daha çok özlük haklarında gerilemeler yer alması dikkat çekmektedir.
Sosyal güvenlik alanında yapılacak bu reformdan önce kamu reformu yapılmalıdır. Gerek kamu kurum ve kuruluşları arasındaki ücret dengesizlikleri gerekse işçiler ve memurlar arasındaki ücret dengesizlikleri düzeltilmelidir. Ondan sonra kamu çalışanları ve işçileri ile diğer çalışanların sosyal güvenlikleri ile ilgili düzenlemeler yapılmalıdır. Çalışma koşulları iyileştirilmeden, ücret dengesizliği giderilmeden çalışanlar arasında norm ve standartlar birliği sağlanmadan sosyal güvenlik alanındaki farklılıklar giderilemez, norm ve standart birliği sağlanamaz. Taslakta çalışanların ve sağlık hizmetlerinden yararlanacakların mevcut haklarında birçok gerileme yapılırken göze çarpan bazı özel durumlar şu şekilde özetlenebilir:
Emzirme yardımı asgari ücretin 1/3'ü tutarında iken 1/10'a düşürülmüştür. Avrupa Birliğinde anne sütünü teşvik edici tedbirler alınırken ülkemizde bu konuda geriye gidiş kabul edilemez bir durumdur.
Yasanın hizmet kapsamında olsa bile "hizmetten yararlanma" sırasında ödenecek bedel ve tedavi ve uygulamalardaki "katılım payı" ödemesini zorunlu kılmıştır. Hastalıkların tanı ve tedavisi sürecinde kullanacak "ilaç ve diğer tedavi bedelleri" ile ilgili ödenecek katılım payı da (yasaya göre en çok %20 oranında olacak) sağlığın finansmanı bakımından yoksullar açısından önemli bir yük yaratacaktır. Çalışanların ayakta tedavi ve yatarak tedavi edilmesi sırasında kendisinden hiçbir ücret talep edilmemelidir.
Engellilerin emekli olabilmeleri için gerekli 15 yıllık çalışma şartı 18 yıla çıkarılmıştır.
Daha önce 4 / a - b maddelerine göre çalışanlar 5 yıl 1800 gün hizmet şartına göre emekli olabilecekken taslağa göre bu şart 10 yıl 1800 güne çıkartılmaktadır.
Ölüm aylığı bağlama şartı 900 günden 1800 güne çıkarılmıştır.
Fiili Hizmet Zammından yararlanabilmek için 3600 gün (10 yıl) fiilen çalışma şartı getirilmektedir. Emniyet, MİT ve TSK dışındakilere fiili Hizmet Süresi zammı 5 yılla sınırlandırılmıştır.
Genel Sağlık Sigortası, sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanmayı bir hak olarak tanımlanıyor ise de sigortalının "prim" ve "katılım payı" adı altında bir bedel karşılığında sağlık hizmetlerinden yararlanılmasını öngördüğünden, mevcut yasada sağlık bir "hak olmak" tan çıkarmaktadır.
Genel Sağlık Sigortası, finansmanın çalışanlardan alınacak primlerle karşılanmasını öngörüyor. Yani, herhangi bir nedenle yoksul (!) kategorisine girmeyen fakat prim de ödememiş olan yurttaşlar, sağlık hizmetlerinden yoksun kalabilecektir.
Sağlık sigortası için yoksulluk sınırı bugünkü haliyle 139,60 olarak belirlenmiştir. Aylık geliri bu miktarın üzerinde olanlar her ay 73 ile 475 YTL arasında genel sağlık sigortası primi ödemek zorunda kalacaklardır.
Yeni düzenleme ile özel hastanelerin hastalardan devletin açıkladığı fiyat listesinin üç katı kadar fark almasına olanak tanımaktadır.
Memurların emekliliklerinde şu an gösterge sistemi uygulanmaktadır. Yasa çıktıktan sonra işe giren memurlara ortalama kazanca göre emeklilik maaşı bağlanacaktır. Bu durum yasa çıktıktan sonra iki farklı şekilde emeklilik maaşı bağlanacak memur tanımını ortaya çıkartacağından iki farklı uygulama getirecektir. Bu da norm ve statülerin birliğinden ziyade norm ve statüleri ayrıştıracaktır.
Sağlık harcamalarını karşılamaya yönelik olarak ücretler veya kazançlardan kesilen primler ancak ücret ve kazancın kayıtlı olduğu ve tutarının bilindiği durumlarda doğru bir şekilde toplanabilir. Türkiye'de olduğu gibi, işgücünün sadece küçük bir kısmının kayıtlı olarak çalıştığı, birçoğunun aldığı ücret veya maaşın doğru olarak beyan edilmediği bir durumda kesinti olarak prim almanın ne kadar zor olacağı açıktır.
Zabit KEKEÇ
Şube Başkanı

|
|
| |
Çarşamba, 27 Şubat 2008 |
|
| |
BAŞÖRTÜSÜ YASAĞINI SÜRDÜREN
REKTÖRLER ANAYASA SUÇU İŞLİYOR |
|
| |
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın
Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Cumhurbaşkanı
tarafından onaylandıktan sonra 23.02.2008 tarih ve 26796 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Zaten yasal olmayan başörtüsü
yasağı böylece üniversitelerde tamamen ortadan kaldırılmıştır. Buna rağmen
bazı rektörler Anayasa hükmünü hiçe sayarak başörtülü öğrencileri derslere
almamaya devam etmektedirler. Bu yasakçı rektörlerden biriside Gaziantep
Ünv. Rektörü Prof. Dr. Erhan Ekinci' dir.
Anayasamızın "Anayasanın Bağlayıcılığı ve
Üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve
yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan
temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasa' ya aykırı olamaz"
denilmektedir. Yine Türk Ceza Kanunu'nda da Anayasa'yı ihlalin suç olduğu
belirtilerek bu suça verilecek cezaya yer verilmiştir. Anayasamızın 10. ve
42. maddelerinde yapılan düzenlemelere aykırı kanun hükmü de
getirilemeyeceğinden başı örtülü öğrencilerin yükseköğrenim haklarını
kullanabilmelerine imkân sağlamak için yeni bir kanuni düzenlenmenin
beklenmesi de gereksizdir. Rektörlerin yasağın devamı yönündeki tutumları
Anayasa'yı hiçe saymaktan başka bir şey değildir. Kendilerini Anayasa'nın
dahi üzerinde bir güç ve uygulayıcı olarak gören Üniversite Rektörleri;
Anayasa ve kanun değişikliği yapmakla görevli, aynı zamanda tek mercii
olan Yasama Organı'nı hiçe sayarak suç işlemişlerdir. Bu nedenle Türk Ceza
Kanunun ilgili maddeleri gereği cezalandırılmaları gerekir.
Eğitim-Bir-Sen olarak Anayasa hükmünü hiçe
sayarak yasakçı tavrını sürdüren başta Gaziantep Üniversitesi Rektörü
olmak üzere, bütün rektörleri kınayarak onları aklı selim davranmaya davet
ediyoruz. Yasakçı Rektörler ile mücadelemizi kanuni zeminde sürdüreceğiz.
Sendika olarak Devlet-millet kucaklaşmasının sağlanmasından, Türkiye'nin
normalleşmesinden, demokratikleşmesinden ve özgürlükler ülkesi olmasından
yanayız. Bu yönde çabalarımız devam edecektir.
Zabit KEKEÇ
Şube Başkanı
|
|
| |
Cuma, 22 Şubat 2008 |
|
| |
Büyük Coşku ve Geniş
Katılımlı Panel :
YENİ ANAYASADA EĞİTİM VE
ÖZGÜRLÜKLER |
|
| |
Şubemiz 22 Şubat 2008 Cuma günü tarihi bir programa imza
attı. Yeni Anayasada Eğitim ve Özgürlükler konulu panel, ülkemizin bu
alanda yetişmiş en önemli akademisyenlerini buluşturdu.
Şehitkâmil Belediyesi Konferans Salonu’nda saat 19.00’da başlayan
panele Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sâmi SELÇUK, Prof. Dr. Mehmet
ALTAN, Prof. Dr. Ömer ÇAHA ve Prof. Dr. Muhittin ŞİMŞEK katıldılar. Geniş
katılım sebebiyle panel, bir başka salona sinevizyon yoluyla aktarılarak
bini aşkın izleyiciyi buluşturdu.
haberin
devamı...
Panelden
deklanşörün kaydettikleri
|
|
| |
Perşembe, 21 Şubat 2008 |
|
| |
YENİ ANAYASADA EĞİTİM
VE ÖZGÜRLÜKLER PANELİ |
|
| |
Eğitim-Bir-Sen Gaziantep Şube Başkanı Zabit Kekeç
yaptığı basın açıklamasında yarın (22-02-2008 Cuma) Gaziantep'in tarihi
günlerinden birini yaşayacağını belirterek tüm Gaziantepliler'i panele
davet etti.
Yeni Anayasa tartışmaları
sürerken katkı yapmaktan kaçınamayacaklarını belirten Şube Başkanı
Kekeç, Türkiye'nin en önemli kanayan yarası olan eğitim ve
özgürlük olduğu için panelin ismini de YENİ ANAYASADA EĞİTİM
VE ÖZGÜRLÜKLER koyduklarını belirterek ülkemizin bu alanda
yetişmiş en önemli akademisyenlerinin katılımıyla paneli
gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Şube
Başkanı Zabit Kekeç sözlerini şöyle sürdürdü: Yarın Şehitkâmil Belediyesi
Konferans Salonu'nda saat 19.00'da başlayacak panele, Yargıtay
Onursal Başkanı Prof. Dr. Sâmi SELÇUK, Prof. Dr. Mehmet ALTAN, Prof. Dr.
Ömer ÇAHA ve Prof. Dr. Muhittin ŞİMŞEK katılıyor.
Anayasa hazırlanırken önceliklerinin olduğunu belirten Kekeç,
olmazsa olmaz öncelikleri şu şekilde sıraladı:
1- YÖK Anayasal Kurum Olmaktan
Çıkarılmalıdır 2- Evrensel Hukuk Değerlerine Aykırı Nitelikte ve Eğitim ve Çalışma
Özgürlüğü Açısından Engel Oluşturan Başörtüsü Yasağı Sona
Erdirilmeli 3- Eğitimde Fırsat ve İmkan Eşitliğinin Somut Olarak
Gerçekleşmesini Engelleyen Katsayı Uygulaması
Kaldırılmalı 4- Din Eğitimi ve Öğretimi Konusundaki Sınırlamalar Sona
Erdirilmeli, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinin İçeriği
Zenginleştirilerek Zorunlu Ders Niteliği Korunmalı 5-Sendikal Hak ve Özgürlükler
Açısından İşçi-Memur Ayırımı Kaldırılarak "Çalışanlar" İfadesine Yer
Verilmeli ve Kamu Görevlilerine Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı
Tanınmalı 6-
Devlet Memuru Statüsünde Görev Yapan Kamu Görevlilerine Yönelik Siyaset
Yasağı Kaldırılmalı
|
|
| |
Cumartesi, 16 Şubat 2008 |
|
| |
Şubemizden Tarihe Geçecek Bir Program
YENİ ANAYASADA EĞİTİM VE ÖZGÜRLÜKLER
PANELİ |
|
| |
Şubemiz 22 Şubat 2008 Cuma günü tarihi bir
programa imza atmaya hazırlanıyor. YENİ ANAYASADA EĞİTİM VE ÖZGÜRLÜKLER
konulu panele, ülkemizin bu alanda yetişmiş en önemli akademisyenleri
katılıyor.
Şehitkâmil Belediyesi Konferans Salonu’nda
saat 19.00’da başlayacak panele, Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sâmi
SELÇUK, Prof. Dr. Mehmet ALTAN, Prof. Dr. Ömer ÇAHA ve Prof. Dr. Muhittin
ŞİMŞEK katılıyor.
Gelin bu tarihi âna hep birlikte tanıklık
edelim. |
|
| |
|
|
|
|