Tatil, okumak için ideal bir zamandır :
2007-2008 eğitim öğretim yılının yarısına geldik. Tatil asla boş oturma veya sadece eğlenme dinlenme zamanı olmayıp hem öğretmenlerimiz açısından hem de öğrencilerimiz açısından kendilerini geliştirmeye yönelik “kültür eserleri” okumak için ideal bir zaman dilimidir. Yarıyıl vesilesiyle sendikamız Eğitim-Bir-Sen’in kimi güncel konularla ilgili görüşlerini kamuoyuyla paylaşmayı gerekli görüyoruz.
Başörtüsü engellemesini aşıyoruz:
Yeni döneme, umuyor ve diliyoruz ki, yıllardır ülkemizde bir sunî gerginlik ve hak gaspının simgesi olarak uygulanan keyfi başörtüsü engellemesini sona erdirmiş olarak gireriz. Bu konuda yeni anayasayı beklemeye de gerek yoktur. Gerek Ak Parti’nin, gerekse MHP başta olmak üzere sorunun çözümü için destek veren siyasi partilerimizin bu konudaki girişimlerini, bütün toplum olarak içtenlikle destekliyor ve bu sorunu artık mutlak biçimde sona erdirmelerini istiyoruz.
Hiçbir kadın, inancımızın, kültürümüzün, geleneğimizin şık bir parçası olan başörtüsü sebebiyle ne eğitim hakkından ne çalışma hakkından asla mahrum edilmemelidir. Yapılacak hukuki düzenlemenin, bu iki hak gaspını önleyici olması şarttır.
Yeni Anayasa’da olmazsa olmazlarımız:
Yeni anayasa çalışmalarının hızlandırılmasını önemsiyoruz. Yeni ve sivil anayasamızda YÖK anayasal kurum olmaktan çıkarılmalı. Evrensel hukuk değerlerine aykırı nitelikte, eğitim ve çalışma özgürlüğü açısından engel oluşturan başörtüsü yasağı sona erdirilmeli. Eğitimde fırsat ve imkân eşitliğinin somut olarak gerçekleşmesini engelleyen katsayı uygulaması kaldırılmalı. Din eğitimi ve öğretimi konusundaki sınırlamalar sona erdirilmeli. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin içeriği zenginleştirilerek zorunlu ders niteliği korunmalı. Sendikal hak ve özgürlükler açısından işçi-memur ayırımı kaldırılarak “çalışanlar” ifadesine yer verilmeli. Kamu görevlilerine toplu sözleşme ve grev hakkı tanınmalı. Devlet memuru statüsünde görev yapan kamu görevlilerine yönelik siyaset yasağı kaldırılmalıdır.
Dünya Bankasının aldatmacası:
Bilindiği gibi Dünya Bankası denen kerameti kendinden menkul kuruluş, eğitim çalışanlarının maaşlarıyla ilgili bir spekülasyona kapı açtı. OECD ülkeleri arasında GSMH’ye oranı bakımından güya en yüksek maaşı Türkiye’nin öğretmenleri alıyormuş! Bu kesinlikle gerçek dışı bir açıklamadır. Türkiye uygar ülkeler içinde öğretmenine de hizmetli ve memuruna da en düşük maaşı veren ülkedir. Çabamız ve arzumuz bu tablonun kökten değişmesi yönündedir.
Ek Ders Kaosu:
Eğitim çalışanları bir mağduriyeti de ek dersler konusunda yaşamaktadırlar. Ek derslerle ilgili mevzuat öyle garip bir şekilde düzenlenmiştir ki, dini bayramlar sebebiyle bir gün okula gitmeyen öğretmenin o hafta alacağı ek ders ücretinin tümü kesilebilmektedir. Konuyla ilgili gerekli düzenlemelerin yapılması yönündeki girişimlerimizi, açtığımız davalar sonuçlanıncaya kadar sürdüreceğiz.
Memur, ekonomik iyileşmeden pay istiyor:
Ekonomik büyüme, enflasyondaki düşüş, üretim ve ihracat gelirlerindeki katlanan artışlar, bugüne kadar çalışanlara doğrudan yansımamıştır. Düzelişini memnuniyetle izlediğimiz ve istikrar içinde devamını arzu ettiğimiz bu ekonomik iyileşmeler, ücret artışı ve hayat standardının yükselişi biçiminde mutlaka kamu çalışanlarına da yansımalı, gelir dağılımında yeni adaletsizliklere neden olmamalıdır.
Farklı bakanlıklar ve kurumlarda aynı işi yapan devlet memurlarının özlük hakları ve ücretler bakımından “eşit işe, eşit ücret” prensibiyle düzenleme yapılması da ısrarla sürdürdüğümüz en temel hedeflerimizdendir.
Zabit KEKEÇ
Şube Başkanı
http://www.zaman.com.tr/
http://www.gaziantephakimiyet.com/
http://www.haberler.com/
GAZETE KUPÜRLERİ  
|